Artikelen:
Geniet van Istanbul met Marc Guillet

ALGEMEEN DAGBLAD Güler Sabancı Hollanda Basınında…

8 feb
2007
Door: Marc Guillet
Er zijn nog geen reacties

“GÜLER SABANCI: ÇAĞDAŞ TÜRKİYE’NİN BİR NUMARASI”

Hollanda’da yayın yapan Algemeen Dagblad gazetesi Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’yla yaptığı röportajı “Güler Sabancı: Çağdaş Türkiye’nin Bir Numarası” başlığı ile okuyucularıyla paylaştı. Marc Guillet imzasıyla yayınlanan yazıda Güler Sabancı “Türk iş yaşamının “first lady”si olarak anımlanırken “stratejik düşünebilen azimli bir işkadını olarak ün yapmayı başarmış” ifadeleriyle anlatıldı. Güler Sabancı’nın AB konusundaki görüşlerinden Hollanda- Türkiye ilişkilerine yönelik yorumlarına, sosyal yönlerinden kadının iş dünyasındaki konumuyla ilgili açıklamalarına kadar çeşitli konuları içeren röportaj iki tam sayfa olarak yayımlandı.

Güler Sabancı’nın etkin kişiliğine yönelik yorumlarla giriş yapılan yazıda “Gün geçmiyor ki, dergi ve gazetelerde Güler Sabancı’nın haberleri ve resimleri çıkmasın: Basketbol şapkasıyla Toyota fabrikasının açılışında, katledilen Türk-Ermeni gazeteci Hrant Dink’in töreninde bakanlar, büyükelçiler ve din adamlarının arasında siyahlar içinde, Dünya Ekonomik Forumu’nda, Başbakan Erdoğan’ın gülümseyerek takdim ettiği tartışma başkanı olarak, Sabancı Üniversitesi’nin öğrencilerine yaptığı bir konuşma sırasında, İstanbul’daki Formula 1 yarışlarında bir izleyici olarak, İtalya’nın en sevdiği bölgesi olan Umbria’da tatil keyfi yaparken, Amsterdam’da, Sabancı Müzesi’nden getirilen eserlerde dahil 300 ana parçayla Yeni Kilise’de (De Nieuwe Kerk) düzenlenen İstanbul – Kent ve Sultan sergisinin açılışında Kraliçe Beatrix ile birlikte ” sözlerine yer verildi.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın iş dünyasındaki yeri ise “Türk iş yaşamının “first lady”si, Sabancı Holding’in en üst yöneticisi olarak, dünya jetset’inin muhatabı konumunda. Yine de, iş imparatorluğunun başarısı onu kibirlendirmemiş. Giyim ve davranış bakımından Sabancı daha çok Kalvenci Hollanda geleneğine uymakta: sıradan insanlar gibi davranmak ve çok çalışmak” cümleleriyle tanımlandı. Ayrıca Sabancı’nın, Türkiye gibi ataerkil bir toplumda daha da özel bir konuma sahip olduğu belirtilirken “amcaları ona farklı davranmamışlar ve onu tahta oturtmuşlar. Yönetici olarak onların izinden giderek yerini hak etmiş, gereksiz riskler almayan ve stratejik düşünebilen azimli bir işkadını olarak ün yapmayı başarmış” denildi.

– “SABANCI KÖTÜMSER DEĞİL”

Algemeen Dagblad’a yaptığı açıklamada Türk-Ermeni gazeteci Hrant Dink’e 19 Ocak’ta yapılan siyasi suikastın kendisine, amcasının uğradığı, serinkanlılıkla işlenen katliamı anımsattığını ifade eden Sabancı’nın şu sözleri okuyucularla paylaşıldı: “Benim için önemli olan, yüz binlerce Türk yurttaşının Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra etkileyici, ağırbaşlı bir tepki göstermiş olması. Çok müspet bir tabloydu. Bu olay nedeniyle dış dünyadaki Ermeniler Türkiye’ye resmi olarak ilk kez davet edildiler. Türkler ve Ermeniler açık kalplilikle bir diyaloga başladılar”. Yazıda ayrıca “Her ne kadar bu siyasi cinayet, milliyetçi çevreler içinde Avrupa Birliği’ne karşı gösterilen direncin uç örneklerinden biri olsa da, Sabancı kötümser değil” yorumu yapıldı.

– “TÜRKİYE AB YOLUNDA İLERLİYOR…”

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın Avrupa Birliği’ne yönelik görüşlerine de yer verilen yazıda “Türkiye AB yolunda ilerlemekte ve yasalarıyla diğer mevzuatını AB kriterlerine uydurmak üzere tüm gücüyle çalışmaktadır. Geçen yıl meclis yaklaşık yüz yeni yasayı kabul etmiştir. Katılım süreci uzun soluklu bir süreç. Gecikmeler oluştu, ancak önemli olan Türkiye’nin rotadan çıkmaması ve gerekli reformları yapmaya devam etmesidir. Yolculuk belki de varılacak yerden daha önemli. Ve insanlar dostlarını en iyi yolculuk sırasında tanırlar” açıklamalarının altı çizildi.

– “KISA VADELİ HESAPLAR…”

Algemeen Dagblad, Güler Sabancı’nın, Hollanda’nın, Müslümanların farklı kural ve değerlere sahip oldukları, bu denli büyük bir ülkeyi içine alamayacağı şeklindeki savlarını gerçekleri bilmemenin bir göstergesi olarak düşündüğüne ve çelişkili bulduğuna dikkat çekti.

Konuyla ilgili olarak Sabancı’nın, “Türkiye’ye kapılar kapanarak Müslümanlar dışarıda tutulamaz. Avrupa’da şimdiden 15 milyon Müslüman yaşıyor. Dahası, Türkiye ekonomik anlamda çoktan Avrupa’ya entegre olmuş durumdadır. Hollanda ve diğer AB ülkeleri Türkiye ile olan dev ticaretten yarar sağlamaktadır. Türkiye, AB ile ticari ve siyasi bir entegrasyon için ciddi çaba gösteriyor. Türkiye’nin tüm AB kriterlerini karşılaması daha yıllar alabilir. Ama ben eminim ki o an geldiğinde, Avrupalılar Türkiye’yi aralarına kabul etmeye çok daha hazır olacaklardır. Hollanda ve Fransa’da politikacılar halkın Türkiye’ye ilişkin tereddüt ve korkularını, kısa vadeli oy hesapları için kullanıyorlar. Bizim yaşlı kıtamız (Sabancı Türkiye’yi de içeren Avrupa’yı kastediyor) tarihinde birçok kez yanlışlar yapmış olabilir, ama hemen her zaman uzun vadede gerçek çıkarlarının nerede olduğu bilmiştir” sözleri vurgulandı.

– “BENİM TARZIMIN ÖZELLİĞİ, EKİP ÇALIŞMASINA KATILMAMDIR.”

Algemeen Dagbald, The Financial Times tarafından belirlenen Avrupa’nın en güçlü on kadınından biri olarak gösterilmesiyle ilgili olarak ise Güler Sabancı’nın, “Böyle bir takdir motive edici. Ama yine de ben, en başarılı kadın olarak anılmak isterdim. Ben başarıya ve başarının gücüne inanırım. Ben yalnızca sonuçlara odaklanan bir insanım” şeklindeki sözlerine yer verdi.

Yazıda Sabancı’nın yirmi yıldan beri çeşitli yöneticilik görevlerinde bulunarak, erkeklere ve kadınlara yönetim yetkilerinin nasıl verildiğini çok yakından gözlemlediği ifade edilirken, “Dünyanın her yerindeki üniversitelerde, cinsiyet farklılıklarının iş yaşamındaki etkisinin incelendiği araştırmalar yapılıyor. Bu konuda genelleme yapmak istemiyorum. Ama, şurası kesin ki kadın yöneticiler ve girişimcilerin duygusal zeka (EQ) düzeyi daha yüksek. Bu nedenle bizler ekip çalışmasında daha iyiyiz. Daha fazla organizasyon yeteneğine ve olaylara karşımızdakinin gözüyle bakabilme kapasitesine sahibiz ve insanlarla ilişki kurmada daha başarılıyız. Benim tarzımın özelliği, büyük ölçüde ekip çalışmasına katılmamdır” sözlerine de yer veriliyor.

-VAKIF ÇALIŞMALARI

Yazıda Güler Sabancı’nın, çoğu Türk kadınının hâlâ yetersiz eğitim alması ve iş dünyasına katılma olanağına sahip bulunmaması şeklindeki genel kuralın bir istisnası olarak görüldüğü bildirilirken “Ben uzun süre istisna olarak kalmayacağım. Kadınların durumunu iyileştirmeye yönelik çeşitli projeleri olan sayısız kadın gönüllüler kuruluşu mevcut. Sabancı Vakfı, Birleşmiş Milletler ile birlikte, Türkiye’nin, Kars, Şanlıurfa, Nevşehir, Trabzon, Van ve İzmir’in de aralarında bulunduğu altı kentinde kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesi programını yürütüyor. Bu konuda çok büyük bir coşku var. Çağı yakalamak için büyük bir gayretle çalışılmakta. Yalnızca beş yıl içerisinde çok büyük bir fark görüleceğini size garanti ederim” şeklindeki açıklamalarının da altı çizildi.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın sosyal yönlerinin de anlatıldığı yazıda Sabancı’nın yoğun toplantı, strateji oturumları ve konferanslarla dolu gündeminin yanı sıra hobilerine zaman ayırabildiği belirtildi. “Sanatı seviyorum. Başkanlığını yaptığım Sakıp Sabancı Müzesi geçen yıl büyük bir Picasso Sergisi gerçekleştirdi. Özel olarak Selçuklu sanatından ve çağdaş Türk sanatından parçalar topluyorum. Konserlere gitmeyi seviyorum. Ve insan isterse her şeyi yapabilir. Önemli olan, zamanı ekonomik kullanmaktır” açıklamasına da yer verildi.

-ŞARAP ÜRETİMİ

Güler Sabancı’nın ilgi alanları arasında yer alan şarapçılık ile ilgili ise “On bir yıl önce Trakya’da, “Gülor” adıyla şarap üretimine başladım. Devlet işletmesi olan Tekel bugün özelleştirilmiş bulunuyor ve gelecekte dünyanın en iyi şaraplarıyla rekabet edebilen şaraplar üretebilecek durumda olacağız. Güneşli bir iklime ve iyi bir toprağa sahibiz, öyleyse neden olmasın?” sözleriyle değinildi.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın kısa bir biyografisini de içeren yazıda Boğaziçi Üniversitesi’nde iş idaresi okuduktan sonra meslek yaşamına 1978’de, Lassa’da başladığı belirtiliyor. Burada on dört yıl genel müdürlük yaptığı, sonrasında Sabancı Holding yönetim kuruluna girerek lastik bölümü ve personel politikaları sorumlusu olarak görevine devam ettiği bildiriliyor. Sabancı’nın Mayıs 2004’te yönetim kurulu başkanlığına atandığı bilgisi de yazıda yer aldı. Yazıda 1967 yılında kurulan Sabancı Holding’in Türkiye’nin en büyük endüstri gruplarından olduğu da kaydedilirken, 11 ülkede 45.000 çalışana sahip olduğu, 65 şirket, 10 ortak girişimden oluştuğu da ifade edildi. Haberde ayrıca Sabancı Holding’in diğer ana faaliyet konularının, otomotiv, gıda, çimento, tekstil ve enerji olduğu belirtildi.

Reageren




*

Dordtse Deniz mag al een jaar Turkije niet uit: ‘Ik hoop op vrijspraak’

Duizenden Turken beboet voor roken in auto, maar aantal rokers neemt nauwelijks af

Horendol van ongevraagde verkooptelefoontjes

Animo mkb-ondernemers voor Turkije daalt dramatisch